Skip to content

Filtreleme Seçenekleri
Metin :
Arama Kriteri :
Bölge/ülke :
Ürün Grubu/Ürün :
Haber Türü :
Favorilerim:
 

Pandemi 2020'de piyasaları bilinmeyen sulara sürükledi, son çeyrekte bizi ne bekliyor?

Esra Ersöz - eersoz@chemorbis.com
  • 10/09/2020 (09:24)
2020, şimdiye kadar bir pandeminin karanlık gölgesi altında tartışmasız şekilde şaşırtıcı ve zorlu geçti. Neredeyse hiçbir analist bu sene için dünyanın önde gelen ekonomilerinde rekor daralma ve işsizlik oranlarında ciddi artışlar olacağını öngörmemişti. Peki hiç kimse petrolün varil fiyatının 40$’dan ama eksi 40$’dan işlem göreceğini tahmin edebilir miydi?

Tabi ki bu eşi benzeri görülmemiş gelişmeler petrokimya piyasasına da yansıdı. Öyle ki polimer fiyatları coronavirüs salgının patlak vermesinin akabinde kademeli olarak 10 yıldan daha fazla bir sürenin en düşük seviyesine geriledi. Ancak fiyatların kayıplarını telafi ederek pandemi öncesindeki seviyelerine geri dönmesi çok da uzun zaman almadı.

“ Bu nedenle, son 6 ay zarfında piyasanın dalgalı seyri petrokimya oyuncuları için bir sürpriz değildi. Ancak, virüs krizinin yıkıcı etkilerine rağmen bu dalgalı seyrin geçmiş yıllardaki kadar şiddetli olmadığını söylesek? ”

Her ne kadar polimer fiyatları ChemOrbis verilerine göre ikinci çeyrekte tüm zamanların en düşük seviyelerine yaklaştı ve hatta o seviyeleri yakaladı ise dahi, dalgalı seyrin 2008’de yaşanandan çok daha hafif olduğunu söylemek mümkün. Bilakis, bu yıl yaşanan iniş çıkışın ölçeği oldukça dar diyebiliriz.

Aslında tarihsel veri analiz edildiğinde, fiyatların 400$/tonu bulan çok daha büyük dalgalanmalar yaşadığı dönemler olduğu görülüyor. Hatta bu dalgalanmaları, 2008’deki gibi bir ekonomik krizin değil ama iç pazar dinamiklerinin tetiklediğini dahi söylemek mümkün.

ChemOrbis.com Fiyat Sihirbazı tarafından oluşturuldu



2020 bu bağlamda nispeten daha küçük bir dalgalanmaya şahit oldu. Zira polimer fiyatları 2018’in ikinci yarısından itibaren zaten belirgin bir düşüş eğilimindeydi. Bir başka deyişle, 2020’deki düşüş 2008’deki gibi tüm zamanların en yüksek seviyesinden başlamadı. Fiyatlar halihazırda düşük seviyelerden işlem görüyordu.

İşte tam olarak bu durum, belli pazarlarda üçüncü çeyrekte fiyat düşüşlerinin sadece ufak miktarlarda gerçekleşmesinin, bazılarının ise temkinli bir artış eğilimi yaşamasının ana nedenlerinden birisi.

2020’NİN SON ÇEYREĞİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ ?

1. Petrol: Zirve seviye artık geçti

Hiç şüphesiz petrokimyasallar için takip edilmesi gereken ilk parametre; petrol piyasaları. Petrol talebi, dünya genelinde düşen tüketim ve çakılan fiyatlar nedeniyle uzun bir süredir durgun. ABD ve Asya’da bazı rafineriler, tamamen kapanmak zorunda kalırken, Avrupa’da da yüksek maliyetli rafinerilerin yaklaşık %10’u ciddi bir kapanma tehdidi ile karşı karşıya.

Created by ChemOrbis.com Price Wizard



İlk iki çeyrek, petrol piyasaları için yeterince travmatik bir dönem oldu. WTI ve Brent petrol yıla 60$/varil bandında başlarken, WTI petrol negatif seviyelere düştüğünde takvimler Nisan sonunu gösteriyordu. Petrol fiyatlarının yeniden 40$/varil üzerine tırmanması iki ay aldı. Temmuz ve Ağustos aylarında ise fiyatlar 40-45$/varil bandında seyretti.

“ Petrolün 2020’ye başladığı 60$/varil eşiğine yeniden tırmanması yılın kalanında hiç olası görünmüyor. Zira talep kasvetli bir görünüm çizmeye devam ediyor. ”

Petrole yönelik talep büyük ölçüde benzin ve jet yakıtından geliyor. Petrol tüketiminin elektrikli araçlara geçiş sürecinden halihazırda bir yavaşlama tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde, analistler talebin yılın kalanı için süregelen pandemi kaygıları nedeniyle çok daha düşük olacağını belirtiyor. Seyahat, tatil, perakende, iş ve konut amaçlı emlak gibi coronavirüs krizinden etkilenmiş birçok sektör iflasın eşiğinde.

Petrol talebi için ikinci ana adres, petrokimyalar. Hatta pandemi öncesindeki dönemde dahi, petrokimya piyasası petrolün değişen tüketim davranışları nedeniyle rafinericiler tarafından bir ‘kurtarıcı’ olarak görülüyordu.

Ancak, petrol piyasasının petrokimyaya kaçınılmaz olarak bel bağlamış olması aslında sağlıklı bir durum değil. Zira gelişmiş ülkelerde yaygın kampanyalarla plastik kullanımını azaltmaya yönelik ciddi bir gayret söz konusu. Bu nedenle, petrokimya piyasalarının vaat ettiği büyüme petrol sanayisinin büyümesini tek başına omuzlayıp fiyatları yeniden 60$/varil bandının üzerine taşımaya yetmeyebilir.

Dahası, gerek kimya gerekse petrokimya sektörlerinde alternatif hammaddeler geliştirilirken, bu durum petrole duyulan iştahı bir nebze de olsa azaltıyor.

Bu arada, ABD’de Ağustos sonunda yaşanan kasırga sezonu petrol üretiminde ciddi duruşlara sebep oldu. Lakin bu durumun fiyatlara yansıması sadece çok ufak miktarlarda artışlar şeklinde oldu. Bu durum, petrol endüstrisi için sadece arzı kısmanın ötesinde çok daha köklü değişimlere ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

2. Polimer talebi: İyi mi, kötü mü, daha kötü mü?

Talebi ölçmek ve tahmin etmek zordur. Global polimer ticaretinde talep büyüklüğünün bir göstergesi olarak yakından takip edilen ithalat ve ihracat istatistikleri bize ilginç şeyler söylüyor.

“ COVID-19 pandemisinin çoğu sektör için eşi benzeri görülmemiş zorluklara neden olmasına rağmen, istatistikler önde gelen polimer piyasalarında talebin göründüğü kadar kötü olmadığını söylüyor. ”

ChemOrbis İstatistik Sihirbazı, ABD’nin ilk yarıda rekor miktarda polimer ihracatı yaptığını ve geçen yılın tamamında yapılan ihracatı ilk yarıda yakaladığını gösteriyor.

Avrupa Birliği’nin ilk yarıdaki ihracatları küçük bir miktar artarak yeni bir rekora işaret ederken, ithalatları ise aynı dönemde çoğunlukla stabil kaldı.

Yine Güney Kore’nin birinci yarıdaki toplam polimer ihracatı, çok az bir miktar arttı. Bu artış ikinci çeyrekte gerçekleşti ve çeyrek bazda bir rekora işaret etti.

Daha da önemlisi, büyük ölçüde ithalata bağımlı iki pazar olan Çin ve Türkiye’nin toplam polimer ithalatı, ChemOrbis İstatistik Sihirbazı’na göre aynı zaman diliminde tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaştı. Bu durumun ardında, fiyatların dünya genelinde 10 yılın aşkın bir sürenin en düşük seviyelerine gerilediği dönemde oyuncuların stok yapması yatıyor.

Created by ChemOrbis.com Price Wizard



“ Tüm sonuçlar artış göstermiyor. En zayıf performans Hindistan‘dan. ”

Öte yandan, pandemi esnasında tüm ülke, bölge ve blokların polimer ticaretinde iyileşme görülmediğini söylemek mümkün.

İstatistiklere göre, ilk yarı polimer ticaretinde en çok zarar gören ülke Hindistan oldu. Ülkenin hem çeyrek hem de yıllık bazda toplam polimer ithalatı %80’lik keskin bir düşüş gösterdi. Söz konusu dönemde ihracatın ise %50-60 düştüğü Hindistan, normal şartlarda önde gelen ihracatçı ülkeler arasında yer alıyor.

Pandemi ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) ülkelerini de sert vurdu. Öyle ki, bölgenin genel polimer ithalatı çeyrek bazda %42 düşüşe sahne oldu. Endonezya’nın ithalatı çeyrek bazda üçte bir oranında azalırken, RAPID projesinin faaliyete geçmesiyle ilk çeyrekte ihracatını ikiye katlayarak rekor kıran Malezya’nın 2. çeyrek ihracat hacmi %60 oranında düştü.

Bu arada, büyük petrokimya ihracatçılarından biri olan Tayvan, yılın ilk yarısında ihracatta %24’lük bir düşüş gördü ve bunun büyük bir kısmı şaşırtıcı olmayan bir şekilde pandeminin yoğunlaştığı ikinci çeyrekte gerçekleşti.

“ Bir yandan pandemi devam ederken, kötüleşen ekonomik durum başlıca endişe kaynağı olmaya devam ediyor. ”

İstatistiklerin yanı sıra, ekonomik göstergeler de talebi ölçmek adına büyük önem arz eder. Bu bağlamda, dünya ekonomilerinin ilk yarıda belirgin daralmalara şahit olması pek şaşırtıcı olmadı.



2020’nin tamamı için global ekonomik görünüm halen bir daralmaya işaret ediyor. Gerçi inşaat sektörü üçüncü çeyrekte ekonomileri canlandırmak amacıyla uygulanan hükümet teşvikleri sayesinde belirgin bir toparlanmaya girdi ve bu durum Polivinil Klorür (PVC) ve boruluk Yüksek Yoğunluklu Polietilen (YYPE) için talebi ciddi anlamda canlandırdı. Lakin otomotiv, tekstil ve seyahat gibi diğer ana endüstriler halen gördükleri zararları telafi edebilmiş değil.

Sadece negatif büyüme değil, değer kaybeden yerel para birimleri ve politik gerginlikler de alım gücünü olumsuz etkileyen faktörler arasında. Trump yönetimi tarafından 2018’de Çin’e karşı başlatılan ticaret savaşının akabinde iki ülke arasındaki git-gelli görüşmeler ABD’de yaklaşan seçimlerin öncesinde daha da uzayacağa benziyor. Bu arada, Çin’in Bir Kuşak, Bir Yol projesi ile kendi kurduğu iş ağını genişletmeye devam ettiğini belirtmekte fayda var.

“ Özetle, zayıf ekonomik koşullar nedeniyle yılın ikinci yarısı için polimer talebinde bir yavaşlama olsa bile, birinci yarı istatistikleri baz alındığında tüm yıl için pandemiye rağmen geniş çaplı bir daralma gerçekleşmesi öngörülmüyor. ”

Hatta bir adım daha ileri götürerek; Çin, Avrupa Birliği ve Türkiye için genel polimer tüketiminin bir miktar artacağını dahi öne sürmek mümkün olabilir. Zira yılın ikinci yarısında gevşetilen kısıtlamalar ve oyuncuların sıkışık tedariki telafi etme ihtiyacı ile alım gücü iyileşecektir.

3. Polimer tedariki: Sıkışıklık mı, yoksa tedarik fazlası mı?

Yavaşlayan talebi dengelemek adına polimer üreticileri, işletim oranlarını düşürdüğünde ya da bakım duruşuna gittiğinde, takvimler birinci yarının sonunu ve ikinci yarının başını gösteriyordu. Bu durum birçok bölgede fiyatların kayıplarını telafi edip yeniden pandemi öncesindeki seviyelere dönmesine ve hatta daha üstüne çıkmasına yardım etti.

Tedarikteki bu sıkışıklık, üçüncü çeyreğin sonuna ve dördüncü çeyreğin başına kadar sürebilir. Özellikle Polivinil klorür (PVC) ve Polietilen (PE) için. Ancak, polimerler arasında en çok kullanılan ürün olan PE’nin ABD ve Asya’daki yeni kapasitelerin faaliyete geçmesinden bu yana bir tedarik fazlası sorunuyla karşı karşıya olduğunu hatırlamakta fayda var. Hatta, daha fazla sayıda faaliyete geçecek yeni tesisler de mevcut.

Polietilen tereftalat (PET), talep büyümesi ve yeni kapasite ilaveleri açısından değerlendirilince farklı bir durumda değil. Polipropilen (PP) ise nispeten dengede ama PE’nin gölgesi altında.

“ Sıkışıklık kaygıları azaldığında ve yıl sonu stoktan çıkma faaliyetleri başladığında, tedarik fazlası kaygılarının son çeyreğin ikinci yarısında yeniden gündeme gelmesi ve fiyatlar üzerinde baskı kurması oldukça muhtemel. ”

Şimdi o büyük soruları sormanın zamanı geldi: Polimer piyasalarında ne olacak ve fiyatlar buradan nereye gidecek? Dürüst olmak gerekirse, bunlar milyon dolar değerinde sorular ve böylesine zorlu bir ortamda, size doğru cevabı verecek kişi sayısı yok denilecek kadar az.

FİYATLAR NE OLACAK? UFUKTA DAHA FAZLA İNİŞ ÇIKIŞ MI VAR?

Ancak, şunu söylemek mümkün: Fiyatlar nispeten dar bir aralıkta dalgalanacak. Neden mi? İşte sebepler:

Her şeyden önce fiyatların zaten oldukça düşük seviyelerde olduğunu tekrar belirtelim. Tarihsel fiyat verileri de bunu doğruluyor. Fiyatların görebileceği dip seviye halihazırda Nisan ve Mayıs’ta yaşandı. Başka majör bir karışıklık olmadığı takdirde, maliyet cephesi fiyatların daha da düşük seviyeleri görmesine müsaade etmeyecektir.

Fiyatların üst sınırında ise, ciddi oranda artışlar için aslında çok da fazla yerin olmadığını söyleyebiliriz. Zira yetersiz talep ve bol tedarikin fiyatlar üzerine uygulayacağı baskı, son çeyrekte fiyatın oluşmasında her zamankinden daha belirleyici olacaktır. Arz-talep dinamikleri nihayetinde pazara hakim olan havayı olumsuz etkileyecek ve artışların uzun süre piyasada hüküm sürmesine izin vermeyecektir.

Nitekim bu varsayımı doğrularcasına, ChemOrbis Fiyat Endeksi 2008’deki dip seviyeden takip eden 5 ay içerisindeki yukarı dönüşün bu yıl pekçok bölge ve üründe görülen toparlanmadan daha keskin olduğunu gösteriyor. Başka bir deyişle, arz-talep dinamiklerinin uyguladığı baskının bugün daha bariz olduğunu söyleyebiliriz.
Ücretsiz Deneyin
Üye Girişi