ABD malı PE, yeni tarife anlaşmasıyla Avrupa'ya gelmeye devam edecek; AB'li ihracatçılar darbe almaya hazırlanıyor
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından duyurulan ön anlaşma, ABD’ye yönelik AB ihracatlarının büyük bölümü için %15’lik standart bir tarife getirirken, ABD mallarının misilleme vergilerinden muaf tutulmasını öngörüyor. Bu çerçeve henüz yasal olarak bağlayıcı bir anlaşmaya dönüşmemiş olsa da ve ek ayrıntılar içeren ortak bir açıklama beklense de, bu durum, 24 Temmuz’da yayımlanan ve herhangi bir anlaşmaya varılamaması halinde tüm önemli ABD PE türlerine (LAYPE, AYPE ve YYPE) %25 oranında gümrük vergisi uygulanmasını öneren AB’nin son taslak tarife planından önemli ölçüde sapıldığı anlamına geliyor. Son tarih olan 1 Ağustos’a günler kala varılan bu geçici uzlaşma, söz konusu ek tarife tehdidini ortadan kaldırmış gibi görünüyor ve şimdilik ABD malı PE’nin Avrupa’ya kesintisiz akışını garanti altına alıyor.
Sektör oyuncuları, özellikle %6,5’lik gümrük vergisinin ABD malı PE’nin rekabetçi fiyatlarla erişilebilir kalmasını sağlamasıyla, transatlantik sevkiyatların sorunsuz bir şekilde devam etmesini bekliyor. Bu gelişme, Avrupa’nın geçen yıl ABD’den yaklaşık 2 milyon ton PE ithal ettiği ve mLAYPE ithalatının tek başına %60’ı aştığı göz önüne alındığında oldukça kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Hollanda’daki bir tüccar, “İkinci çeyrekte, alıcılar gümrük vergisi korkuları nedeniyle tereddüt yaşamıştı. Bu netlikle birlikte, ABD mallarının Avrupa’ya girmeye devam etmesi muhtemel," yorumunu yaptı.
ABD malı PE, Avrupa tedarik zinciri için hayati önem taşıyor
İthalat rakamları, Avrupa talebini karşılamada ABD malı PE’nin kritik rolünü vurguluyor. Tarife karmaşası ve lojistik aksaklıklara rağmen, Avrupa’daki alıcılar müzakere sürecinde ABD’den mal almaya devam etti. Bu yılın ilk beş ayında, ABD yıllık bazda piyasa payını artırarak %40’ın üzerine çıktı.
AB’nin ABD malı PE’ye olan bağımlılığının, bölgedeki ve global üreticilerdeki kapanışlar nedeniyle artması bekleniyor. ExxonMobil, Dow ve BASF gibi şirketlerin etilen krakerleri ve türev polimer tesislerini içeren bir dizi kapanış kararı, Avrupa’nın yerli üretim kapasitesini halihazırda azaltmaya başladı. Rekabetçi olmayan maliyetler, mevzuat yükleri ve süregelen talep zayıflığı nedeniyle bu kapanışlar, Avrupa’nın ithalata bağımlı bir modele geçişini hızlandırıyor. Eski varlıklar devre dışı kaldıkça ve yurtiçi arz daraldıkça, ABD malı PE ile birlikte Orta Doğu ve Asya’dan gelen hacimlerin de arz açığını doldurmadaki rolü daha da artacak.
Yaz durgunluğu nedeniyle kısa vadede etkisi sınırlı kalabilir
Her ne kadar bu çerçeve anlaşma olumlu bir gelişme olsa da, Avrupa’daki talebin mevsimsel fabrika kapanışları ve genel piyasa yavaşlığı nedeniyle Ağustos boyunca düşük kalabileceği göz önüne alındığında, kıda vadede agresif bir stok yenileme ya da ani bir rahatlama beklenmiyor.
Buna rağmen, ABD malı PE için tarifeye ilişkin risklerin şimdilik ortadan kalkmış gibi görünmesiyle, özellikle de bölgedeki üretim sıkıntıları ve lojistik aksaklıklar devam ederse Avrupa’daki ithalatçıların önümüzdeki aylarda sipariş vermeye başlayabileceğine inanılıyor. Daha önce, bazı ithalatçılar tarife müzakereleri sürecindeki belirsizlik nedeniyle siparişleri ertelemiş veya iptal etmişti.
Görünüm halen çeşitli risklerle gölgeleniyor
Söz konusu anlaşma, Avrupa’daki sanayicilere, PE tedarikindeki bir aksamaya bağlı olarak alternatif kaynaklara yönelmek zorunda kalmayacakları veya ani maliyet enflasyonuyla karşılaşmayacakları konusunda güvence verdi. Ancak, Avrupa’daki üreticiler daralan kar marjları ve giderek zorlaşan rekabet ortamıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Bu dengesiz tarife uygulamaları, AB’nin kimyasal sektöründe stratejik önlemler, enerji politikası reformları ve daha dengeli ticaret ilişkilerinin gerekliliği konusunda tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Almanya Kimya Endüstrisi Derneği (VCI), gerilimin azalması nedeniyle temkinli bir rahatlama ifade ederken, varılan tarifelerin makul olmayan bir şekilde yüksek olmaya devam ettiği konusunda uyardı. VCI Genel Müdürü Wolfgang Große Entrup, bu uzlaşmanın "ufukta bir kasırga olduğu için fırtınayı hoş karşılamak gibi" hissettirdiğini söyledi. Büyük çaplı bir ticaret savaşının önüne geçilmiş olsa da, ihracatçılar için bedelin halen ağır olduğunu vurgulayarak, Alman hükümetine, etkilenen işletmelerin üzerindeki yükü hafifletmek için daha güçlü önlemler alma çağrısında bulundu.
AB ihracatçıları en büyük darbeyi alıyor
Mevcut ABD-AB ticaret düzenlemesi, AB’nin ABD’ye yaptığı ihracatın büyük kısmına %15’lik tarife getirirken, serbest ticaret için bir zaferden çok, artan korumacılık karşısında AB’nin pragmatik bir tavizidir. Görünüşe göre yıkıcı bir ticaret savaşını önlerken ve PE ticareti açısından ihtiyaç duyulan netliği sağlarken, Avrupalı kimyasal ihracatçılarına yeni mali yükler getiriyor ve onların global rekabetçiliğini zayıflatıyor.
Bu dengesizlik, AB’nin zor tercihini gözler önüne seriyor: İşleyiciler için güvenli tedariki sağlamak, ancak bunu yaparken önemli ihracat pazarlarında fiyat belirleme gücü ve piyasa erişimi gibi önemli avantajlardan ödün vermek. Sonuç olarak, AB endüstriyel sürekliliği sağlamak ve transatlantik ticarette daha ciddi bir aksaklığı önlemek adına en az zararlı seçeneği tercih etti. Ancak bu, kendi üreticileri açısından ciddi bir maliyeti de beraberinde getirdi.
Yeni ABD vergileri, AB’de talebi zayıflatabilir
ABD malı PE’nin ek AB tarifelerinden muaf tutulması, Avrupalı ithalatçılar için memnuniyet verici bir rahatlama olsa da, uzun vadeli talep görünümü belirsizliğini koruyor. Makroekonomik baskılar sürerken, tüketim kalıpları geride kalmaya devam ediyor. Bu nedenle, piyasa katılımcıları durgun türev talebinin Avrupa’nın yeni ithalata olan iştahını azaltabileceği konusunda uyarıyor. Avrupalı işleyicilerin, ABD’ye nihai plastik ürünlerin ihracatını sürdürebilip sürdüremeyeceği konusunda önemli bir belirsizlik bulunuyor. Çoğu AB sanayi ürününe uygulanan yeni %15’lik ABD tarifesi, rekabet güçlerini zayıflatma tehdidi oluşturuyor.
Bu ek maliyet yükü, daha yüksek ihracat maliyetlerinin marjları aşındırabileceği veya ABD’li tüketicilerden gelen talebi düşürebileceği gerçeği nedeniyle işleyicileri yakın vadede resin stokları oluşturmaktan caydırabilir. Sonuç olarak, ABD malı PE malları standart %6,5 gümrük vergisi altında Avrupa’ya girmeye devam edebilse de, genel ticaret ortamı alım ilgisini sınırlayabilir. Avrupa’da halihazırda yüksek olan üretim maliyetlerine, nihai ürün ihracatının önündeki ek engeller de eklendiğinde, yurtiçi üreticilerin zorlukları daha da artabilir.
Uzun vadede ise bu dinamik, Avrupa’da hazlihazırda devam eden sanayisizleşme sürecini hızlandırabilir. Özellikle küresel rekabete maruz kalmanın en yoğun olduğu emtia sınıfı kimyasallar açısından, ithalata dayalı yapının daha da pekişmesi söz konusu olabilir.
Diğer ücretsiz plastik haberleri
Plastik hammadde (PP, LDPE, LLDPE ,HDPE, PVC, Kristal, Antişok, PET, ABS) fiyatları, Petkim fiyatları, polimer pazar trendleri ve fazlası...- Avrupa PP, PE piyasalarında Mart ayı ilave artışlara işaret ediyor
- Hindistan'ın PVC piyasası, Tayvan'dan Mart indirimleriyle yeni düşüklere geriledi; oyuncular dip sinyalleri arıyor
- İlk çeyrek duruşları Şubat’ta O. Doğu PP, PE piyasalarını destekledi; bu durum Mart’a da yansır mı?
- G. Doğu Asya’da süresiz PE duruşları: Talep çıkmazı piyasayı tehdit ediyor
- Türkiye’de homo PP, Şubat’ta kopolimerlerden daha iyi performans gösterdi
- Avrupa PVC piyasalarında marj iyileştirme öncelikleri, arz dengesizliklerine ağır basıyor
- Asya’da PVC talebi durgun; toparlanma umutları 1. çeyrek sonuna ertelendi
- Güney Kore’nin petrokimya sektörü darboğazda: 2024 mali sonuçları umut vermedi, hükümetin son hamlesi çözüm olacak mı?
- Çin'de PP ve PE, tatil sonrası tedarik artışı ve durgun talep ile karşı karşıya
- Türkiye'de PVC talebi yükselen maliyetlerin gerisinde, alıcı-satıcı çekişmesi yaşanıyor

