Avrupa'da PP için 2026 görünümü: Piyasa, artan ithalat ve derinleşen yeniden yapılanma sürecinde dönüşüyor
Bu bağlamda, PP fiyatları son yılların en düşük seviyelerinde kalmaya devam ediyor, yurtiçi varlıklar giderek artan bir baskıyla karşı karşıya kalıyor ve 2021 öncesinde net ihracatçı olan Avrupa küresel ticarette giderek net ithalatçı rolünü üstleniyor. Politika gelişmeleri de odak noktası haline geliyor: ABD’den yapılan ithalata uygulanan gümrük vergisinin kaldırılması önerisi ve olası korumacı önlemler, ticaret akışlarını ve rekabetçi dinamiklerini daha da etkileyebilir. Bu gerçekler, 2026’yı, kısa vadeli dalgalanmalardan çok uzun süredir sektörü yeniden şekillendiren yapısal ve politika kaynaklı etkenlerin şekillendireceği bir yıl olarak öne çıkarıyor.
2025 özeti: PP fiyatları son 5 yılın en düşük seviyelerine geriledi
Kasım, düşüşlerin üst üste devam ettiği sekizinci aya işaret etti ve bu düşüşler spot PP’yi beş yılın en düşük seviyesine çekti. Yıl sonu stok boşaltma faaliyetleri ve durgun türev piyasa faaliyetleri Aralık ayının stabil veya hafif düşüşle kapanacağına işaret ediyor.
PP fiyatları, otomotiv, beyaz eşya, inşaat ve ambalaj gibi kilit sektörlerdeki talep durgunluğu nedeniyle 2025 boyunca istikrarlı bir şekilde geriledi ve nispeten daha iyi performans gösteren segmentlerde dahi işletim oranları normalin altında seyretti. Arz bol seyretti ve bölgedeki işletim oranı düşüşlerine rağmen, Asya ve Orta Doğu’dan düşük maliyetli ithaller herhangi bir toparlanmayı mütemadiyen engelledi. Üreticiler, maliyet artışlarını fiyatlara yansıtmakta zorlandı ve PP-propilen marjları, son bir yılın en düşük seviyelerine gerileyerek derin karlılık baskısını gösterdi. Bakım duruşları veya lojistik aksaklıklar gibi dönemsel kesintiler yalnızca geçici bir rahatlama sağladı ve piyasa havası net şekilde zayıf kalmaya devam etti.
2026’nın başları: Olası toparlanmadan önce sakin bir başlangıç
ChemOrbis’in tahminlerine göre, Ocak ve Şubat aylarında anlamlı bir artış beklenmiyor. İşleyiciler, yıla temkinli bir başlangıç yapıyor; türev faaliyetlerin durgun seyretmesi ve stokların yeterli olması nedeniyle yeni alımlar konusunda pek istekli davranmıyorlar. Aynı zamanda, büyük alıcılar Güney Kore ve Suudi Arabistan’dan 2026’nın ilk çeyreğinde teslim edilecek hacimleri halihazırda bağlayarak piyasada arzın gayet yeterli olmasını sağlıyor.
Propilenin 2023 Ağustos ortasından bu yana görülen en düşük seviyesinde yer alması, PP için maliyet desteğini sınırladı. Üreticiler stabilite veya ufak artışlar hedefleyebilir, ancak alıcılar artışlar için pek bir gerekçe görmüyor.
Mevsimsel iyileşme, planlı monomer duruşları ve üreticilerin marjlarını yeniden toparlama girişimleriyle desteklenen daha sürdürülebilir bir yükseliş eğilimi Mart itibarıyla görülebilir. Ancak, herhangi bir artışın mütevazı olması ve son iki yıldır sürekli olarak beklentilerin altında kalan talebe bağlı olması bekleniyor.
2026 görünümüne daha geniş bir bakış:
Hızla artan ithalat, Avrupa’nın tedarik dengesini yeniden şekillendiriyor
Avrupa’nın on yılların en yüksek ithalat bağımlılığı, PP piyasasındaki yapısal değişimin ölçeğini gözler önüne seriyor. 2025 boyunca, ithaller sık sık yurtiçi fiyatlarla eşleşti veya yurtiçi fiyatların altını kırdı. Bu da bölgenin denizaşırı tedarike bağımlılığını pekiştirdi.
ChemOrbis İstatistik Sihirbazı verileri, 2025’in ilk dokuz ayı için (tamamlanmamış ve yukarı yönlü revizyona açık) veriler Avrupa’nın ihracat/ithalat oranını yaklaşık %66,5 olarak gösteriyor; bu, 2009’da ihracatın ithalatın dört katı olduğu dönemle karşılaştırıldığında dramatik bir değişim. Yılın tamamı için ithalatın 2 milyon tonu aşması ve 2021’deki zirveye yaklaşması bekleniyor. AB’nin korumacı önlemler uygulamaya karar vermemesi halinde, ithalatın artması beklendiğinden ihracat/ithalat oranı 2026 ve sonrasında daha da düşecek.
Suudi Arabistan ve Güney Kore, PP ithalatında aslan payını korudu
Suudi Arabistan ve Güney Kore, PP ithalatının yarısından fazlasını oluşturarak tedarikçi listesinde başı çekmeye devam etti. Avrupa’daki düşük işletim oranları ve Çin’in Ocak-Eylül dönemindeki yeni kapasite ilaveleri nedeniyle her iki ülke de bölgeye hacimleri artırdı. ABD hacimleri azalmış olsa da, Brüksel’in ABD malı PP’ye uygulanan %6,5’lik gümrük vergisini kaldırma teklifini onaylaması halinde ülke yeniden önemli bir tedarikçi haline gelebilir. Yürürlüğe girmesi halinde, ABD malı doğrudan Suudi ve Kore mallarıyla rekabet edebilir ve pazar payını %6’nın üzerine çıkarabilir.
Ticaret koruması ivme kazanıyor: INEOS bu harekete öncülük ediyor
2025 sonlarına doğru, INEOS, düşük maliyetli ve yüksek karbonlu PP ithalatındaki artışın Avrupa endüstrisinin varlığını tehdit ettiği gerekçesiyle polipropileni kapsayan antidamping eylemlerini başlattı veya hazırladı. Olası vergiler en agresif ithalatı yavaşlatabilir, ancak Avrupa’nın yüksek enerji, hammadde ve karbon maliyetlerinden kaynaklanan yapısal maliyet dezavantajını değiştiremez.
INEOS ayrıca AB’nin ABD ile planlanan vergi indirimlerinin yurtiçi PP üreticilerini ithalat baskısına daha fazla maruz bırakabileceği konusunda uyardı.
Tartışma yalnızca üreticilerle sınırlı kalmadı; türev piyasalardaki işleyiciler de endüstriyel gerileme ve tedarik güvenliği konusundaki endişelerini dile getirdi.
Rasyonalizasyon dalgası hızlanıyor: Avrupa ithalata dayalı modele yöneliyor
2025 yılı, Avrupa’nın petrokimya endüstrisi için belirleyici bir dönüm noktası oldu; kalıcı tesis kapanışları, elden çıkarmalar ve kapsamlı yeniden yapılandırmalar bölgeyi etkisi altına altı. ExxonMobil,BASF, SABIC, Dow, Shell, TotalEnergies, BP, LyondellBasell ve Orlen gibi büyük oyuncular kapanışlar, varlık satışları veya stratejik değerlendirmeler gerçekleştirdi ve bu durum sektörün boğuştuğu zorluklarını vurguladı. Avrupa’daki ortalama kraker yaşının 45’e yaklaşmasıyla, yeniden yatırım ekonomisi elverişsiz kalmaya devam ediyor.
Cefic’in 2025 rekabet gücü raporu, bu çöküşün yapısal niteliğini daha da vurguluyor: 2023 ve 2024 yılları arasında 21 büyük tesiste 11 milyon tondan fazla kapasitenin kapatılması planlanıyor, bu da geçici bir gerileme değil, kalıcı bir düzenleme olduğunu gösteriyor. Cefic’in Kimyasal Eğilimler Raporu’na göre, Avrupa kimyasal üretiminin 2024’teki %2,4’lük düşüşün ardından, 2025 yılında %2,0 düşmesi beklenirken, yılın ilk dokuz ayında üretim yıllık bazda %2,5 azaldı ve 2014-2019 kriz öncesi ortalamasının yaklaşık %10 altında kaldı.
Yurtiçi üretim daralırken, Avrupa bir üretim merkezi olmaktan çıkıp ithalat odaklı bir bölgeye dönüşüyor. Denizaşırı üreticiler, yapısal olarak daha düşük maliyetlerden yararlanarak piyasa paylarını istikrarlı bir şekilde artırıyor ve bu eğilim 2026’da da derinleşecek.
Özel türlerde yatırımlar devam ediyor, ancak sınırlı
Daralma ortamında, seçici yatırımlar Avrupa’nın emtia türü PP yerine daha yüksek değerli, özel malzemelere yöneldiğini yansıtıyor. Borealis’in Burghausen’deki 100 milyon €’luk yüksek erime mukavemetli (HMS) PP hattı ve Schwechat’taki 100 milyon €’luk PP kompound hattı, 2026’nın ikinci yarısında faaliyete geçecek; bu yatırımlar Avrupa’nın uzmanlığı ve nihai pazarlara yakınlığın önemli olduğu segmentlere odaklanıldığını vurguluyor. Bu arada, emtia türü PP giderek daha fazla düşük maliyetli global üreticilerden tedarik ediliyor.
Bu, Avrupa’daki PP üretiminin tamamen ortadan kalkmayacağını, aksine yerel üretimin katma değerli türlere odaklanacağını vurguluyor. Ancak, bu yatırımlar izole kalıyor ve daha geniş çaplı rasyonalizasyonu tersine çeviremiyor. Özel yatırımlar belirli yüksek marjlı nişleri destekleyebilir, ancak emtia PP üretimindeki düşüşü tersine çeviremez.
Görünüm: 2026’da yapısal baskılar belirleyici
Avrupa PP piyasası, 2026’ya süregelen arz fazlası, kilit sektörlerde durgun talep, yüksek yapısal maliyetler, devam eden rasyonalizasyon ve giderek çeşitlenen ithalat rekabetinin yukarı yönlü potansiyeli sınırladığı bir ortamda giriyor. Önceki döngülerde olduğu gibi, Avrupa artık geçici lojistik aksaklıklar veya kısa vadeli hammadde dalgalanmalarıyla anlamlı fiyat toparlanmaları sağlayamaz.
Fiyatların dar bir aralıkta kalması ve ithalat rekabetinden yoğun şekilde etkilenmesi bekleniyor. Gelişen ticari koruma çabaları bazı ithalat akışlarını yavaşlatabilir, ancak Avrupa’nın maliyet dezavantajını temelde çözemez.
Avrupa sadece döngüsel bir durgunluk yaşamıyor; 2026 sonrasındaki rekabetçi konumlandırmayı da belirleyecek yapısal bir yeniden yapılandırma sürecinden geçiyor.
Dikkat edilmesi gereken faktörler: Jeopolitik riskler ve enerji piyasaları
Ukrayna-Rusya arasındaki gerilimin azalması veya bir ateşkes, jeopolitik risk primlerini hafifletebilir ve hammadde piyasalarında mütevazı ve kademeli bir rahatlama sağlayabilir. Ancak, Avrupa’nın Rus enerjisinden yapısal olarak kopması ve kapsamlı bir barış anlaşmasının düşük olasılığı göz önüne alındığında, PP üretim ekonomisi üzerindeki etki sınırlı kalacak. Global arz fazlası, zayıf talep ve yüksek üretim maliyetleri gibi kalıcı faktörler, olası herhangi bir artışın etkisini büyük ölçüde gölgede bırakacak.
Diğer ücretsiz plastik haberleri
Plastik hammadde (PP, LDPE, LLDPE ,HDPE, PVC, Kristal, Antişok, PET, ABS) fiyatları, Petkim fiyatları, polimer pazar trendleri ve fazlası...- Avrupa PP, PE piyasalarında Mart ayı ilave artışlara işaret ediyor
- Hindistan'ın PVC piyasası, Tayvan'dan Mart indirimleriyle yeni düşüklere geriledi; oyuncular dip sinyalleri arıyor
- İlk çeyrek duruşları Şubat’ta O. Doğu PP, PE piyasalarını destekledi; bu durum Mart’a da yansır mı?
- G. Doğu Asya’da süresiz PE duruşları: Talep çıkmazı piyasayı tehdit ediyor
- Türkiye’de homo PP, Şubat’ta kopolimerlerden daha iyi performans gösterdi
- Avrupa PVC piyasalarında marj iyileştirme öncelikleri, arz dengesizliklerine ağır basıyor
- Asya’da PVC talebi durgun; toparlanma umutları 1. çeyrek sonuna ertelendi
- Güney Kore’nin petrokimya sektörü darboğazda: 2024 mali sonuçları umut vermedi, hükümetin son hamlesi çözüm olacak mı?
- Çin'de PP ve PE, tatil sonrası tedarik artışı ve durgun talep ile karşı karşıya
- Türkiye'de PVC talebi yükselen maliyetlerin gerisinde, alıcı-satıcı çekişmesi yaşanıyor


