Türkiye'de PVC için 2026 görünümü: Pandemi diplerinden ölçülü bir toparlanma - Süregelen zayıflığın ardından bulutlar nihayet dağılacak mı?
ABD’li satıcıların mütevazı yukarı yönlü düzeltmeleriyle desteklenen Türkiye piyasası 2025’in sonlarına doğru istikrar belirtileri gösterse de, oyuncular 2026’da toparlanmanın en iyi ihtimalle belli belirsiz olacağını düşünüyor.
2025: Yapısal zayıflıkların ve global mevzuat belirsizliklerinin damga vurduğu bir yıl
Bu yıl kronik arz fazlası, Hindistan’ın sürekli gündemi meşgul eden antidamping önlemleri ekseninde değişen ticaret rotaları ve tedarikçiler üzerindeki süregelen marj baskılarıyla geçti. Türkiye’de PVC fiyatları, ABD ve Asya (özellikle Güney Kore) mallarının piyasayı doldurması ve gerileyen petrol fiyatlarının da etkisiyle son yılların en düşük seviyelerine indi. Nitekim ChemOrbis İstatistik Sihirbazı’na göre Türkiye, Ocak-Ekim döneminde Vietnam’ı geride bırakarak Hindistan’ın ardından Kore’nin en büyük ikinci PVC alıcısı oldu. Türkiye’nin Güney Kore’nin toplam ihracatındaki payı %7’den %17’ye sıçradı. Bu artış kısment Hindistan kaynaklı ticaret engelleri nedeniyle hacimlerini başka pazarlara yönlendirmek isteyen Asyalı tedarikçiler üzerindeki baskıyı yansıttı.
Ayrıca, yüksek enerji maliyetleriyle mücadele eden Avrupalı üreticiler, düşük işletim oranlarına rağmen yerel pazarlarında marjlarını yüksek tutmak için ihracata indirimli fiyatlarla mal boşalttı. İthal K67, zirveden dibe 100-130$/tonluk bir oynama gösterdi.
Jeopolitik faktörler, enerji dalgalanmaları veya sıkışan lojistikten kaynaklanan kısa süreli artışlar, Türkiye’de zayıf nihai faaliyetler ve yüksek finansman maliyetleri ile Çin, Avrupa ve ABD’de durgun seyreden inşaat sektörlerinin gölgesinde kaldı.
Global düşüş ve "indirimli" Türkiye piyasası
PVC, gevşeyen arz endişeleri ve azalan alım faaliyetleri nedeniyle bu yıl Ocak ayında polimer piyasalarında görülen geleneksel artış eğiliminin gerisinde kaldı.
Türkiye, Avrupa’ya kıyasla derin indirimlerle işlem gördü ve iki pazar arasındaki fark yılın ikinci yarısında belirgin şekilde arttı. ABD’den vadeli agresif satışlar, zayıf inşaat faaliyetleri ve bol Çin arzı, 2025 ilerledikçe fiyatları pandemi döneminin en düşük seviyelerine çekerken, ABD ile birçok partneri arasındaki tarife anlaşmazlıkları yılın büyük bir bölümünde piyasaları diken üstünde tuttu. İşleyiciler, likidite kısıtlamaları ve zayıf yurtiçi türev siparişler nedeniyle alımlarını acil ihtiyaçlarıyla sınırladı ve Asya’nın ithal piyasalarındaki netback seviyeleri Türkiye’nin en ucuz PVC piyasaları arasına girdiğini gösterdi.
2025’in ortalarına gelindiğinde, Türkiye arz fazlasını çekebilen az sayıdaki yüksek hacimli, fiyat hassasiyeti olan varış noktalarından biri haline gelmişti. Avrupalı tedarikçiler, lokal piyasalarında primleri korudu; ancak CIF bazında global indirimler teklif etti. ABD’nin Türkiye’ye ihracatındaki kısmen Hindistan, Brezilya ve Meksika gibi geleneksel piyasalara erişimin kaybedilmesinden kaynaklanan artış 2025’in 1. çeyreğinde ülkeyi Kanada’dan sonra bu menşenin en büyük alıcısı haline getirdi. ABD’nin payı, ilave %25’lik yükümlülüğün kaldırılmasıyla beraber Türkiye’deki alıcıların artan ilgisiyle sonraki aylarda da baskın kaldı.
Eylül itibarıyla, düşük fiyatlı ABD malı PVC Türkiye’de 2020’nin başından bu yana görülmeyen seviyelere geriledi. Bazı ABD’li üreticiler, yüklü stoklarını temizledikten sonra ilave düşüşlere direndi, ancak kısa süreli artışlar global arz fazlası ve mevsimsel talep düşüşlerine karşı koyamadı. Çoğu alıcı, kış öncesinde stok birikiminden kaçınarak yalnızca ihtiyaçlarını karşıladı.
Türkiye neden pandemi diplerinden bile yukarı dönemedi?
Fiyatların tarihi düşüklere inmesine rağmen, Türkiye tipik bir mevsimsel alım dalgası yaşamadı. Yüksek faiz oranları işletme sermayesine erişimi sınırlarken, ihracat odaklı işleyici talebi zayıf kaldı ve deprem kaynaklı yeniden inşa faaliyetlerine rağmen yurtiçi inşaat sektörü potansiyelinin altında faaliyet gösterdi. 3. çeyrek yapı ruhsat izinleri onaylanan konut birimlerinin yıllık bazda %50’den fazla artmasıyla toparlanma gösterse de, PVC tüketimi üzerindeki etkinin 2026’nın ilerleyen dönemlerinde hissedilmesi bekleniyor. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, süregelen PVC arz fazlası şimdilik tüm piyasalarda yukarı yönlü potansiyeli sınırlamaya devam ediyor.
İstatistik: İthal PVC hacimleri, kronik talep zayıflığına rağmen arttı
2025, arz kesintilerinden çok kronik talep zayıflığı tarafından şekillendi. Türev siparişlerin azlığı nedeniyle işleyiciler temkinli davranarak stok riskinden kaçındığından, hammadde piyasalarındaki maliyet artışları bile anlamlı bir ön alım tetikleyemedi.
Bununla birlikte, ChemOrbis İstatistik Sihirbazı verilerine göre, Türkiye’nin ithal PVC tüketimi 2024 yılında %13 daraldıktan sonra 2025 yılında ivme kazandı. Bu durum kısman baz etkisi olarak adlandırılabilir; zira 2024 yılında ithalat 2023 rekorunun gerisinde kalmıştı. Ayrıca, geçen yılki döviz belirsizliğinin ortadan kalkması da ithal mala olan ilgiyi güçlendirmiş olabilir. Birçok oyuncu işlerin zayıf olduğundan şikayet etse de, 2025 yılına ait verilerin tamamı açıklandığında PVC ithalatı 2023 yılındaki rekor seviyelere ulaşabilir.
ChemOrbis verilerine göre, zayıf yurtiçi talebe rağmen 2025’in ilk on ayında kümülatif ithalat 2024’ün aynı dönemine kıyasla %27’lik bir artışla 856.000 tona ulaştı ve halihazırda 2024 yılı toplam hacminin üzerine çıktı.
Bu tablonun arkasında tüccarların stok yenileme faaliyetleri, Amerikan PVC’de %25’lik ek yükümlülüğün kaldırılması, deprem bölgelerindeki yeniden inşa çalışmaları ve komşu Suriye’ye yönelik son ürün ihracatı yatıyor. Petkim’in ithal VCM’e geçiş yaptığı günden bu yana %50 civarında olduğu bildirilen düşük işletim oranları da ithal akışların güçlenmesine katkıda bulundu. Ayrıca, ithal PVC fiyatlarının en az beş yılın en düşük seviyelerine gerilemesi, türev talebin durumundan bağımsız olarak ithalata olan ilginin sürmesini sağlamış olabilir.
2026’da izlenmesi gereken unsurlar
Türkiye, 2026 yılında da global ticaret dinamiklerini yansıtmaya devam edecek; yurtiçinde talep toparlanmasının zaman alacağı ise kesin. ABD’li tedarikçiler, belirli bölgelerde korumacı engellerle karşılaştıklarından, Türkiye’yi stratejik bir pazar olarak tutabilirler. Avrupalı satıcılar, yüksek üretim maliyetlerini piyasa paylarını koruyarak ve üretimi düşük tutarak dengeleyecek. Çin’in arz fazlası ve Hindistan’ın politikaları da önemli belirleyiciler olacak.
Hindistan’ın 90 günlük antidamping süresinin sona ermesi ve BIS gerekliliklerinin kaldırılması, Asyalı ihracatçıların bu ülkeye erişimini kolaylaştıracak. Bu durum 1. çeyrekte Türkiye üzerindeki rekabet baskısını potansiyel olarak azaltacaktır.
İyileşme, yurtiçi inşaat ve altyapı faaliyetlerindeki iyileşmenin yanı sıra finansmana erişimin kolaylaşmasına bağlı olacak. Yılın başında 20-30$/tonluk artış denemeleri mümkün, ancak düşük kış sezonu nedeniyle bu artışların yalnızca kısmen kabul görmesi bekleniyor.
2026’nın 1. çeyreğinde, stok yenilemeler, bahar hazırlıkları ve Hindistan’nın muson öncesi alım döngüsünün etkisiyle mütevazı fiyat artışları olası görülüyor. Navlun artışları, arz fazlası nedeniyle sınırlı kalabilir; global dinamikler ve Çin’in Şubat tatilleri önemli bir artışı engelleyebilir.
2026 yılı ilerledikçe, mevsimsel durgunluklar, global arz fazlası ve zayıf emlak piyasalarının PVC’yi dar bir bantta tutması bekleniyor. Faiz indirimleri inşaat sektörünü canlandırırsa kademeli bir iyileşme görülebilir, ancak belirgin bir ralli olası görünmüyor. Asya’dan gelen rekabetçi baskı ve önde gelen ekonomilerdeki yapısal kısıtlamalar, güçlü bir iyileşme yerine yavaş iyileşen bir piyasaya işaret ediyor.
2025, marj baskıları ve süregelen talep durgunluğunun etkisi altında geçti. Kısa süreli stabilizasyon çabaları, arz fazlasının çizdiği daha büyük resmi değiştirmedi. 2026’da iyileşme görülebilir; ancak piyasanın toparlanma yolunda kademeli ve ölçülü bir seyir izlemesi bekleniyor. Türkiye, son on yılın en yapısal düşüş dönemlerinden birinden yavaş yavaş çıkabilecek gibi duruyor.
Diğer ücretsiz plastik haberleri
Plastik hammadde (PP, LDPE, LLDPE ,HDPE, PVC, Kristal, Antişok, PET, ABS) fiyatları, Petkim fiyatları, polimer pazar trendleri ve fazlası...- Avrupa PP, PE piyasalarında Mart ayı ilave artışlara işaret ediyor
- Hindistan'ın PVC piyasası, Tayvan'dan Mart indirimleriyle yeni düşüklere geriledi; oyuncular dip sinyalleri arıyor
- İlk çeyrek duruşları Şubat’ta O. Doğu PP, PE piyasalarını destekledi; bu durum Mart’a da yansır mı?
- G. Doğu Asya’da süresiz PE duruşları: Talep çıkmazı piyasayı tehdit ediyor
- Türkiye’de homo PP, Şubat’ta kopolimerlerden daha iyi performans gösterdi
- Avrupa PVC piyasalarında marj iyileştirme öncelikleri, arz dengesizliklerine ağır basıyor
- Asya’da PVC talebi durgun; toparlanma umutları 1. çeyrek sonuna ertelendi
- Güney Kore’nin petrokimya sektörü darboğazda: 2024 mali sonuçları umut vermedi, hükümetin son hamlesi çözüm olacak mı?
- Çin'de PP ve PE, tatil sonrası tedarik artışı ve durgun talep ile karşı karşıya
- Türkiye'de PVC talebi yükselen maliyetlerin gerisinde, alıcı-satıcı çekişmesi yaşanıyor


