Türkiye’nin 2026’nın ilk yarısındaki toplam polimer ithalatı, savaşın yarattığı lojistik kaosa rağmen sağlam kaldı
Bu aksaklıklara rağmen, ChemOrbis İstatistik Sihirbazı’nın verilerine göre, Türkiye’nin yılın ilk altı ayındaki toplam polimer ithalat hacmi geçen yılın aynı dönemine kıyasla neredeyse değişmedi.
Veriler, Türkiye’nin Ocak-Haziran dönemindeki kümülatif PP, PVC, PE, PS, ABS, EPS ve PET ithalatlarının yıllık bazda sadece yüzde 0,5 düşüşle 3 milyon tonun üzerinde tutunduğuna işaret ediyor. Orta Doğu ve Asya’daki bir dizi fabrika duruşu ve fors majör açıklamalarına rağmen ortaya çıkan bu sağlam tablo, Türkiye’de ithalata bağımlı alıcıların giriştiği panik alımları ve ön alımların, savaş kaynaklı tedarik aksamalarının istatistiklere olası etkisini dengelediği şeklinde de yorumlanabilir.
Suudi Arabistan, üretim ve lojistik sorunlarına rağmen zirveden inmedi
Yılın ilk altı ayında, en çok ithalat yapılan üç tedarikçi Suudi Arabistan, ABD ve Güney Kore olmaya devam etti ve toplam hacmin sırasıyla yüzde 24’ünü, 15’ini ve 12’sini oluşturdu. Jubail’deki kilit üretim üssü de dâhil çok sayıda petrokimya tesisinde beklenmedik aksaklıklara ve Cidde Limanı’ndaki yoğunluğa rağmen, Suudi Arabistan piyasa payını yıllık olarak 2 puan artırdı. ABD payını sabit tutarken, Güney Kore ise Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından petrokimya üreticilerinin bir dönem karşılaştığı ciddi nafta tedarik daralmasına rağmen payını 1 puan artırdı.
Tonaj ve diğer detaylar için ChemOrbis İstatistik Sihirbazı adresini ziyaret edebilirsiniz.
Çin, tedarikçi sıralamasında iki basamak yükseldi
İthal hammaddeye büyük oranda bağımlı bir ülke olan Türkiye, şüphesiz, ana tedarikçilerinden bazılarının bulunduğu bölgelerdeki çatışmalar nedeniyle yaşanan tedarik aksamalarından ağır şekilde etkilendi. Gerçekten de bu aksamalar, son yıllarda nadiren görülen bir polimer fiyat rallisine yol açtı ve ikinci çeyreğin büyük bölümüne damgasını vurdu. Rusya-Ukrayna savaşının da sürmesi ve Karadeniz rotasında yüklemeleri etkilemesiyle, hızla artan kâr marjları Çinli PP ve PE satıcılarını Türkiye’ye çekti.
Verilere göre Çinli üreticiler bu benzersiz pazarlama fırsatından iyi faydalandı, ancak Türkiye’ye ulaşan hacimlerde kayda değer bir artış gerçekleşmedi. Yine de, rekabetçi fiyatlara sahip Çin malları, söz konusu dönem boyunca diğer menşeler için talep edilen uçuk fiyatları dengeleyebildi. Çin’in piyasa payı değişmemiş olsa da, ülke Türkiye’nin başlıca polimer tedarikçileri sıralamasında dokuzunculuktan yedinciliğe yükseldi.
Öte yandan, PVC’de kapasite fazlası sorunuyla boğuşan Çin, yıl genelindeki kümülatif veriler baz alındığında Türkiye’nin önde gelen tedarikçileri arasında 12. sıradan 7. sıraya tırmandı. Aslında, poliolefinlerin aksine, PVC piyasası savaşın yol açtığı lojistik kaostan doğrudan etkilenmedi. Akıllarda Katarlı bir üreticinin ilan ettiği fors majör dışında kayda değer bir üretim sorunu kalmadı. Dolayısıyla, başlıca PVC tedarikçileri sıralamasında, en azından Orta Doğu’daki çatışmaya bağlı kayda değer bir değişim görülmedi.
G. Kore, hammadde sıkıntılarına rağmen PP kopolimerde zirvenin ortağı oldu
Hürmüz Boğazı’ndan hammadde akışlarının kesilmesi, yılın ikinci çeyreği başında Güney Koreli tedarikçiler için ciddi bir sorun oldu. Bu konu, Orta Doğu dışındaki alternatif tedarikçilerden nafta temin edilerek çözülse de maliyetler yükseldi. Tedarik endişeleri, Türkiye’de PP kopolimer tekliflerinin hızlı şekilde artmasına yol açtı; burada Güney Kore ve Orta Doğulu üreticiler başlıca kaynaklar olarak biliniyor.
Ne var ki, ilk altı aya ait kümülatif ithalat verileri, Güney Kore’nin piyasa payını yıllık bazda 3 puan artırarak, Türkiye’nin PP kopolimer tedarikçileri arasında Suudi Arabistan ile zirveyi paylaştığını gösteriyor. Bu arada bir diğer önemli PP kopolimer tedarikçisi olan Birleşik Arap Emirlikleri ise fabrika duruşlarına rağmen dördüncü kaynak konumunu korudu ve piyasa payını 1 puan artırdı.
Homo PP tarafında ise, Suudi Arabistan, Rusya ve Güney Kore en büyük tedarikçiler oldular ve hatta Suudi Arabistan lojistik sorunlara rağmen toplam ithalattaki payını 6 puan artırdı. Güney Kore ise yıllık bazda payında 4 puanlık bir düşüş yaşadı ve tedarikçi sıralamasında ikincilikten dördüncülüğe geriledi.
Başlıca kaynaklardaki fabrika duruşlarına rağmen PE ithalatı dirençli
Ocak-Haziran döneminde toplam AYPE, LAYPE, mLLDPE ve YYPE ithalatı, savaşın yol açtığı tedarik aksamalarına meydan okuyarak geçen yıla göre yüzde 2 arttı. ChemOrbis İstatistik Sihirbazı’na göre, bu dönemde toplam ithalat 1 milyon tonun üzerinde tutundu.
ABD, Suudi Arabistan ve İran, Türkiye’nin en büyük üç PE tedarikçisi olmaya devam etti. İlginçtir ki, ABD geçen yılın aynı dönemine göre piyasa payında 5 puan kaybederek yüzde 25’e geriledi. Orta Doğu ve İran mallarının tedarik krizinde piyasadan çekilmesi, bu büyük ihracatçının performansına çok az fayda sağladı.
Suudi Arabistan ve çatışmanın merkezindeki diğer tedarikçi İran ise ilk üçteki konumunu korudu; fakat piyasa payları sırasıyla 1 ve 5 puan geriledi. Birleşik Arap Emirlikleri, 2026’nın ilk yarısında payını 1 puan artırarak yüzde 5 ile Türkiye’nin altıncı en büyük PE tedarikçisi oldu. Katar ise yıllık bazda payında 1 puanlık bir azalma ile sıralamada dördüncülükten yedinciliğe geriledi.
Diğer ücretsiz plastik haberleri
Plastik hammadde (PP, LDPE, LLDPE ,HDPE, PVC, Kristal, Antişok, PET, ABS) fiyatları, Petkim fiyatları, polimer pazar trendleri ve fazlası...- Avrupa’da petrokimya tesisleri kapanıyor, varlıklar el değiştiriyor: Yeniden yapılanma ne aşamada?
- Süveyş’e dönüş hız kazanıyor, ancak küresel deniz taşımacılığı normalleşmekten halen uzak
- Suudi boru hattı kesintisi, tedarik ve lojistik risklerini artırıyor, PP ve PE yükselişini tetikliyor
- G. Kore’de petrokimya yeniden yapılanması: Değerlendirme aşaması, yerini tesis kapanışlarına bırakmaya başladı
- Avrupa doğal gazı, Asya LNG'si Orta Doğu gerilimiyle yeni zirvelere ulaştı
- Global deniz taşımacılığı, ana ticaret rotalarında süregelen darboğazlarla karşı karşıya
- Savaş mı toparlanma mı? Yılın ilk yarısındaki kazançlar petrokimya sektöründe kazananları ve kaybedenleri yeniden belirledi
- Temmuz'un ikinci yarısındaki sert petrol dalgalanması, çoğu polimerde artışları durduramadı
- Dow’un 1,1 milyar euroluk tazminat davası, Avrupa’daki etilen karteli tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı
- Yenilenen savaş primiyle yeniden sıçrayan petrol, polimerlerdeki düşüşü tersine çevirebilir mi?

